YAZILAR




Fotoğrafta yarış ve sergi...

Görsel sanatlardan fotoğraf için teknik, pratik, üretim, iletişim, paylaşım, arşiv, koleksiyon, sergi, yarışmalar, dijital fotoğraf, fotoğraf eğitimi vs’den birini konu başlığı yapıp sayfalarca yazı yazmak veya saatlerce söyleşi yapmak mümkündür. Bu başlıklardan biri, örnekse fotoğraf sergisiyle ilgili ne söyleyebiliriz? Sergi nasıl olmalı? Yarıştan sergiye, sergiden yarışa neler söyleyebiliriz? Bir sergi her şeyden önce etkileyici fotoğraflardan oluşmalıdır. Etkileyicilikten kasıt fotoğrafı oluşturan öğelerin bir araya getirilmesi ise bunu yaparız ama bazen işte kompozisyon demeti, parlaklık, ışık, şekil, renk-ton vs ile işi bitirdiğimizi sanırız. Her şey o kadar kolay değil! Fotoğraf duygusu dile getirildiğinde “O da ne” gibi nidalarla karşılaşmak mümkün Bazen üretilen fotoğraflarda kompozisyonlarda olmadık yerlerde objelerin yarısı kesik durumlarla karşılaşılınca değişik eleştiriler alınır. Hiç unutulmasın ki fotoğraf duygusu göz önüne alınmadan yapılan yorumlarda “Neden kafa kesildi, Niçin şuradan kesti, Keşke fotoğrafa şunu koymasaydı, Ufuk çizgisi yamuk” gibi ifadelerle her zaman karşılaşırız. Hiçbir zaman fotoğraf duygusu gündemimize gelmez. Herhangi bir küçük hareket, bir mimik, bakış vs güç ve denge unsuru olarak ortaya çıkan nesnelerin yerinde kullanılması fotoğrafın etkisini arttırır. İşte; ışığı, rengi, kompozisyonu, parlaklığı vs. tüm öğeleri içinde barındıran fotoğraflarla açılan sergi için ne denilebilir? Duygu eksik ise sergiyi oluşturan fotoğrafların etkileyiciliğinden söz etmek olanaksızdır. Ülkemizde açılan sergilerin etkileyiciliklerinden yoksunluğunun tek sebebi; seçicilik zaafıdır. Seçicilik nedir? Fotoğrafçılığın ayrıcalıklarından biri olan üretim aşamasındaki seçiciliği, üretim sonrası gösteremiyoruz. Tüme yakın fotoğrafçılar olarak kendi fotoğraflarımıza duygusal yaklaşıyoruz. Bu da yanlış seçimi beraberinde getiriyor. Yani seçicilik hem üretim hem de sunum aşamasında olmalıdır. Seçiciliğin fotoğraf yarışmalarında daha özenli olması gerekir diye düşünüyorum. Bu arada katılımın nitelikli fotoğraflarından oluşması koşuluyla... Ülkemizde çeşitli firma ve kuruluşların fotoğraf yarışmaları düzenleyerek fotoğrafın değişik çevrelere ulaşmasına küçük de olsa katkı sağladıkları yadsınamaz. Ayrıca yarışmaların ulusal ve uluslararası boyutta düzenlenerek fotoğrafa ve fotoğrafçılara destek verildiğini söyleyebiliriz. Ülkemizdeki önemli kuruluşların bazıları fotoğrafa maddi ve manevi destekleriyle yarışmaları geleneksel hale getiriyorlar. Yarışmalar, jüri toplantıları, seçim, karar ve sonunda sergi açılır. İşte o anda açılan sergi için etkileyici fotoğrafların bir araya geldiğinden bahsetmek mümkün mü? Hayır. Ülkenin sosyal-kültürel yapısında hâlâ ahbap çavuş ilişkileri varsa… “Bırakın bazı ayrıcalıklar olsun” deriz. Bu ne kadar doğru? Bu sebeple de yarışma jüri üyeleri zan altında kalıyor. Evet yarışmalar olmalı ama biz fotoğrafçılar yarışmalara göre üretim yaparsak, ne fotoğrafa katkı sağlarız ne de fotoğrafımızın gelişmesi için çaba gösteririz. Ama biz fotoğrafçılar itiraf etmeliyim ki başlangıç sürecinde yarışma dürtüsünden kendimizi alıkoyamıyoruz. Ve yarışma konusuna göre fotoğraf üretmeye başlıyoruz. Bu da ülkemiz için çok normal! Son olarak şunu söylemek mümkün: Fotoğraf yarışmalarının teşvik ediciliği, katkısı, gelişim için araç olduğu inkâr edilmemelidir. Yarışmalara kazanma avcılığı duygusuyla iştirak edilmemelidir. 02.2004 Tahsin AYDOĞMUŞ




© 2015 - Tahsin AYDOĞMUŞ