YAZILAR




PLATİN PALLADYUM BASKI

PLATİN PALLADYUM BASKI Fotoğraf; 19 Ağustos 1839’da dünya kamuoyuna Fransız Bilimler Akademisi tarafından duyurulduğu zaman fizik, kimya ve matematik bilimiyle iç içe olan tek sanat dalıydı. Işık bilgisi, karanlık kutu ve objektif yapısı fizikle; film, filmin geliştirilmesi, negatif ve pozitif aşamalarının oluşturulması kimya ile kompozisyon, derinlik, mesafe, zaman, miktar, perspektif, oran, uyum ve hesaplamalar matematikle ilişkilidir. Bulunduğumuz teknolojik çağda geleneksel yöntemle karanlık odalarda yapılan gümüş baskı için kullanılan film ve baskı kâğıtları azalmaktadır. “Artık karanlık odaların yerini aydınlık odalar aldı” diyebiliriz. Yani fotoğraf sektörü dijital teknolojiyi yoğun şekilde kullanmaktadır. Bütün teknolojik gelişmelere rağmen fotoğraf dünyasının yeni arayışları devam ediyor. İlk dönemlerinde çok revaçta olup çeşitli sebeplerle kullanım değerini yitiren platin palladyum baskı tekniği, yeniden fotoğraf dünyasının gündeminde yer almaya başladı. Bilindiği gibi platin baskı tekniği, 1870’li yıllardan I. Dünya Savaşı’nın başlamasına kadar yoğun bir şekilde fotoğrafçılıkta kullanılmıştı. Çok değerli bir metal olan platinin savaş teknolojisindeki önemi, fotoğrafçılıktaki kullanımına darbe indirdi. Kolay bulunan bir element olmasına rağmen savaş sonrası platinin fiyatı çok yüksekti. Bugün altından daha değerli bir metaldir. Ucuz olan palladyumun platinin yerine fotoğrafçılıkta kullanılmasıyla daha sıcak, kontrast ve sepya görseller elde edilince platinle palladyum değişik oranlarda karıştırılıp kullanıldı ve güzel sonuçlar alındı. 1970’li yıllarda yeniden fotoğrafçılıkta kullanılmaya başlayan platin baskı, adeta yeni bir buluşmuş gibi fotoğraf serüveni için yola çıkmıştı. Fotoğrafçılar, son yıllarda kendi kişisel çalışmalarında estetik ve sıradışılık adına platin palladyum baskı tekniğini kullanmaktadırlar. Sanat ve koleksiyoncular için prestij baskı olarak ayrıcalığının hissedilir olması sebebiyle bu yöntemin önemi artı. Fotoğraf baskısının en üst noktası, en asili platin palladyum tekniğidir. Platin palladyum fotoğrafın ömrü; baskı yapılan kâğıtla eşdeğerdir. Kâğıdın ömrü ne kadarsa platin palladyum fotoğraf o kadar görselliğini korur. Platin palladyum baskının ömrünü belirleyen, kullanılan kâğıdın kalitesidir. İyi basılmış ve korunmuş bir platin baskılı fotoğraf, kâğıt kaliteli ise yüzyıllarca dayanır. Alternatif baskı için üretilmiş baskı kâğıtları piyasalarda etkin rol almayınca, fotoğrafçılar kendi kâğıdını değerli kimyasallarla kaplayarak üretmeye başlamışlardı. Zamanla firmaların kâğıt üretimi yoğunluk kazanınca fotoğrafçıların işi kolaylaştı. Platin baskı, karanlık odalardaki gümüş jelatin fotoğraf baskıları gibi siyah-beyaz bir görüntü verir. Platin palladyum baskıda bir baskı diğerlerine göre farklılık gösterir. Platin palladyum baskının en önemli özelliklerinden biri de yapılan baskıyla negatifin boyutunun aynı olmasıdır. Yani baskı; negatifle kâğıdın birbiriyle (kontak baskı gibi) temasıyla yapılır. Bu baskı tekniğinin bir diğer özelliği ise kâğıdın pozlamasında; morötesi ışık (UV) veya doğrudan gün ışığının kullanılmasıdır. Kalıcı bir metal olan platinle kâğıt üzerine yapılan baskı en uzun ömürlü olanıdır. Gümüş jelatin baskıların tonu yaklaşık bir ömür içerisinde değişirken, iyi yapılmış platin baskı yüzyıllarca hiç bozulmadan kalabilir. Platin palladyum baskıdaki beyazdan siyaha gidişteki ara ton zenginliği ve detaylar diğer baskı tekniklerinde görülmez. Aynı zamanda üç boyutluluk hissi mükemmeldir. Platin palladyum baskıdaki kâğıt üzerine sürülen emülsiyon, kâğıdın yapısındaki elyafla içinden dışarıya doğru çıkar ve bu, fotoğrafta üç boyutluluk hissi yaratır. Platin baskı aşamaları: 1. NEGATİF FİLM Baskısı yapılacak görsel için; büyük boyutta film / LF (plan-yaprak film) kullanıldığı gibi, bugünkü teknolojiyle printer’lerde dijital negatif çıkışı alınıp platin baskı yapılabiliyor. Baskısı yapılacak negatif karanlık oda çalışmalarındaki gümüş baskıdaki açma ve yakma olayı platin baskıda söz konusu değildir. Yani platin baskıya müdahale edilemez. Bu nedenle negatifin yoğunluğu çok önemlidir. Kısaca negatifin yoğunluğu mükemmele yakın olmalıdır. 2. KÂĞIT Baskı yapılacak kâğıdın kaliteli olması gerekir. Seçim önemlidir. Kâğıdın yapısındaki bazı kalıntılar baskıya etki edebilir. Kâğıdın yapısı pamuk elyaflı ve sık dokulu olmalıdır. 3. KİMYA Fotoğrafçı, kullanacağı kimyasallarla ilgili bilgi sahibi olmalıdır. Değişik kimyasalları karıştırırken hataya yer olmamalıdır. Bazı şeylerin denenerek öğrenilmesi mümkündür. Kâğıdın üzeri ışığa duyarlı emülsiyon fırça ile kaplanır ve kurumaya bırakılır. 4. POZLAMA ÜNİTESİ Ultraviyole (morötesi) ışık kutusu pozlama için kullanılacaktır. Kutunun boyutuna bağlı olarak kristal cam (6-8 mm ideal) gereklidir. Negatif, kâğıt üzerine yerleştirilir ve cam (camın ağırlığı negatifin düz durmasını sağlar) altına konur. Karanlık odada yapılan gümüş baskı için kullanılan ışığın yüzlerce katı enerjiyle 3 veya 20 dakikalık pozlama, kullanılan negatifin yoğunluğuna bağlıdır. 5. LABORATUVAR (Karanlık oda) Pozlanan kâğıt, karanlık odaya alınır. Karanlık odanın zifiri karanlık olmasına gerek yoktur. Loş bir ışık olabilir. Kâğıt üzerindeki görüntü çok açıktır. Pozlanan kâğıt üzerine özel bir kimyasal banyo dökülür. Fotoğraf hemen gelişir. Asit banyosuyla kâğıt üzerindeki demir kalıntıları temizlendikten sonra fotoğraf, akarsuda yaklaşık 45 dakika yıkanır. Yıkanan fotoğraf suyu süzüldükten sonra kurumaya bırakılır. Tamamen kurumuş kâğıt nihai fikrin oluşmasını sağlar. 04.4.2016 Tahsin Aydoğmuş




© 2015 - Tahsin AYDOĞMUŞ